Bakan Akar, olağanüstü nitelikli NATO toplantısına katılacak

Bakan Akar, olağanüstü nitelikli NATO toplantısına katılacak

NATO ülkelerinin savunma bakanları, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı nedeniyle yaşanan gelişmeleri değerlendirmek üzere 16 Mart Çarşamba günü olağanüstü nitelikli toplantı düzenleyecek.

NATO Karargahı’ndaki toplantı kapsamında gerçekleştirilecek oturumlara katılacak Akar’ın ayrıca ikili görüşmeler de yapması bekleniyor.

sizlere beylikduzuescortbilgisayar.com farkıyla sunulmuştur

Bakan Derya Yanık’tan Havadistürk TV’ye açıklamalar

Bakan Derya Yanık'tan Havadistürk TV'ye açıklamalar

Havadistürk TV’de Mehmet Akif Ersoy’un canlı yayın konuğu olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık sorulara yanıt veriyor.

Taksim’de konusu çok tartışılır eskiden beri bütün eylemlerde tartışılır. Normal şartlarda gösteri ve toplantı için izin almaya gerek yoktur. İnsanlar herhangi bir konuyla alakalı kanaatlerini topluca ifade etmek istediklerinde bunu yapabilirler. Ancak belli yerler ve mekânlar vardır, oralarda toplantı yapmaları yasaklanmıştır. Taksim Meydanı bunlardan bir tanesi. Bayanların toplantı yapmasıyla değil Taksim’le ilgili toplanmalarında bir durum var. Bütün toplumsal toplanmalarda böyle bir mesele karşımıza çıkar. Oradaki konu 8 Mart’ta insanların biraraya gelip, kanaatlerini varsa tepkilerini koymaları değil Taksim’in toplanma alanı olarak kullanılmaması ilgili bir karar bu.

8 Mart bütün kadınlarımıza kutlu olsun. Bugün Ankara’da programlarımız vardı. Aslında sembolik günlerin her birisi o meseleye dikkat çekmek için ihdas edilen zamanlardır. Aslolan bizim, 8 Mart özelinde konuşacak olursak kadın hakları, emekçi kadın hakları başlığı altında kadınların eşit biçimde fırsatlardan, imkanlardan yararlanabilmeli ve imkanları onlara sunabilmemiz gerekiyor. 8 Mart ne yapmışız, ne yapmamız gerekiyor, başka ne yapmamız gerekiyor bunları konuşmak için fırsat olarak değerlendireceğimiz bir gün. Bayan meselesi bir tek gününe sığdırılacak bir mesele değil. Sosyal karşılığı olan bir şeyden bahsediyoruz. Bunun toplumsal, sosyal, ekonomik birçok tarafı olan meseleden bahsediyoruz.

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmanın kadına yönelik şiddeti arttırdığına dair iddiayı ortaya koyamayız. Türkiye’nin kadın hakları mücadelesi yeni bir mücadele değil. AK Parti’nin kadın hakları, kadına yönelik şiddetle mücadelesi İstanbul Sözleşmesi’yle başlayan süreç değil. İstanbul Sözleşmesi kadın haklarının korunması, her türlü şiddet biçiminden korunması, sosyal, siyasal, ekonomik hayata katılmasıyla alakalı mücadelesinin bir parçası olarak ortaya çıktı. 2002’de iktidara gelen siyasi partinin 2014’de onaylayıp, yürürlüğe giren bir sözleşmeden bahsediyoruz. Ne Türkiye’nin ne AK Parti’nin kadına yönelik şiddette mücadelesini İstanbul Sözleşmesi’yle başlatmak olmaz. İstanbul Sözleşmesi’nin daha öncesini aktivist, hukukçu kimliğimle bakan olduktan sonra bakanlık kimliğiyle konuştum. Söylediğim şey hep aynı; İstanbul Sözleşmesi Avrupa Konseyi üyesi ve taraf devletlerin iradeyi ortaya koyan bir çerçeve metin. Oluşturulan bütün müktesebat önemli. Bu çerçeve metnin içerisinde pekçok farklı gruplar tartışma noktaları çıkardılar.

İki aşırı yorumun arasında sıkışan metinden bahsediyoruz. Türkiye’nin kadına yönelik şiddetle mücadele ile kadınların sosyal hayata katılma çabası pekçok uygulama metnine zaten konu oldu. Bizim 6284 sayılı kanunumuz var. 2012’de yürürlüğe girdi. İstanbul Sözleşmesi’ne imza koyduğumuz için atıf olarak İstanbul Sözleşmesi der, 14 yıl bizim iç hukuk olarak uyguladığımız yasamız var. 6284 sayılı kanunun uygulamadıki karşılıklarını konuşuyoruz. Eksik kalan bir tarafı var mı, bunlar tecrübe ile pratize ettiğimiz şey. İstanbul Sözleşmesi’nden bağımsız olarak biz TCK’yı yeniden yazdığımızda kadın şiddetiyle alakalıa parametreyi tepetaklak değiştirdik. 2004’e kadar töre saikiyle namus cinayeti işlemek indirim sebebi iken, biz bunu tam tersi ağırlaştırıcı sebep haline getirdik ve birdenbire töre cinayetleri bitti. Niye? Parametreyi değiştirdiniz çünkü. Kasten adam öldürmenin en ağır kısmına dahil edildiğinde töre cinayeti kavramı hayatımızdan çıktı. Bayana yönelik şiddet dediğimizde aklımıza sadece kadın cinayetleri gelmemeli. Cinayetle sonuçlanmayan, ağır şiddet vakaları da ayrıca var. Şiddet konusu çok boyutlu bir mesele. Sadece yasa yaparak önleyebileceğiniz, ortadan kaldırabileceğiniz, eğitimle önleyebileceğiniz bir mesele değil. Bunların hepsiyle birarada önleyici ve koruyucu tedbirlerin eşgüdümlü bir biçimde aynı ciddiyetle ihdas edilmesi gereken bir süreç.

Bizim iç serencamımıza baktığımızda Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadele noktasında ortaya koyduğumuz çaba bunu sadece siyaset anlamında söylemiyorum. Ben sivil toplumdan gelen insanım. Aktivist kimliğimi hala taşıyorum. Bu bir ortak çabadır. Siyasetin, sivil toplumun sahip çıkmasıyla, yargının sahip çıkmasıyla, iş dünyasının sahip çıkmasıyla, bakanlık olarak bütün paydaşlarımızla çalışmalar yapıyoruz. Eğitim, sağlık, kolluk güçlerinin ortak sahip çıkmasıyla yol alınmıştır. Hepimizin bildiği söz vardır; insanın acısının kendisine ne kadar yakıcı olduğunu ifade eder; ateş düştüğü yeri yakar. Rakamlar üzerinde ferahlatıcı etkiden bahsedemeyiz. Bir kişi de olsa bu böyle. O bir kişinin ailesi, çocukları var. Biz bu anlamda şiddete karşı sıfır tolerans ilkesiyle hareket ediyoruz. Bütün paydaş bakanlıklarımızın hepsiyle aynı şeyin altını çiziyoruz. Bir kıyaslama anlamında bir şeyi ölçümlemeniz lazım. Türkiye’nin kadına yönelik şiddetle mücadelesi sonuç veren bir mücadele.

Dünya ölçeğinde baktığımızda, dünyanın bu mücadeleye bizden yıllar önce başladığını düşündüğümüz ülkelerle kıyasladığımızda hem vakalar hem cinayetler konusunda Türkiye’nin karnesi, kıyaslama anlamında söylüyorum çok kötü değil ama bizim için yeterli değil. Avrupa ile kıyasladığımızda iyi olduğumuz veya benzeri olduğumuz ülkeler var. ABD’de yüzde 25-30 civarında aile içi şiddet ve cinayet var. Fransa’da oranlar yüksek, 4 kadından birisi eşi ya da sevgili tarafından öldürülüyor. Şiddet meselesi maalesef küresel ve insana dair bir mesele. Burada biz çalışmalarımızı yaparken hem kendi iç tecrübelerimizi hem dünyadaki iyi uygulama örneklerini, benzeri mücadeleyi veren ülkelerdeki iyi uygulama örneklerini takip ediyoruz. Bu ortak bir tecrübeyi de gerektiriyor. Çözümü nerelerde buluyorsak bunun takibini yapıyoruz. Meseleyi bölgelerarası terazi olmaktan çıkarıp bütün toplum, kültür ve eğitim, sosyal katmanlarda, ekonomik katmanlarda karşılaşılabilen bir mesele olarak görmemiz. Maalesef her yerde oluyor ve her katmanda kadının karşılaşabileceği bir sorundan bahsediyoruz, o zaman birlikte mücadele etmeliyiz diye bunu ortaya koyuyoruz.

Bayana yönelik şiddetle mücadele, kadına yönelik bir suç olduğu tanımı bile Türkiye’de henüz çok yeni bir tanım. Bundan 30 yıl önce belki çok az sayılardan bahsedebiliriz ama görünürlüğü olmadığı, mağdurların ortaya çıkmadığı, kendilerine korunma mekanizma olduğunu düşünmediği sürece. Ülkemizin hiçbir bölgesini incitmek gibi niyetim yok ama; kadına yönelik şiddet verilerinin toplandığı istatistiklerde hep İzmir birinci çıkar. En çok şiddetin olduğu yer olarak çıkar. İzmir’de kadınlar şiddete maruz kaldığında daha kolay kolluğa giderler. Hiç tahmin etmeyeceğiniz yerler İzmir’in yanında hiç şiddetin olmadığı yerlermiş görünür. Şiddet istatistiğinin bu anlamda kadınların kendi haklarının daha yoğun biçimde kolay aradıkları şeklinde de değerlendirmemiz lazım. Bayan cinayetleri, kadın olduğu için sadece cinsiyetinden dolayı bir cinayete maruz kalan, hayatını kaybeden kadınların sayısı 2021’de 307 olmuş. Belli zamanlarda değişkenlik gösteren sayılar bunlar. Özetle bir kişi bile olsa bizim için mücadele edilmesi gereken bir alan.

İstanbul Sözleşmesi’nin yerini ikame etmeye gerek yok. İstanbul Sözleşmesi düzenleyici hükümleri olan sözleşme değildi; bir irade beyanı, bir çerçeve metniydi. Taraf devlete bir kadın şiddete uğradığında yasal olarak eksikliğin varsa mevzuatını değiştir, ekonomik olarak destekle, korunmaları gerekiyorsa bunu yap diye bir tavsiye metniydi. Her bir taraf devlet, kendi eksiğini kendisi tespit ederek onunla ilgili düzenlemelerini kendisi zaten yapıyor ya da yapmıyor. Bu anlamda İstanbul Sözleşmesi yürürlükten kalktı, şu hakkı kadınlar kullanamıyor diyeceğimiz bir şey yok. Bunun altını özellikle çiziyorum. TCK’da yeni yapılacak düzenlemelerle beraber, kadına yönelik saldırılarda somut pişmanlık emaresi içermeyen hiçbir davranış indirime tabi olmayacak. Takım elbise kravat indiriminden bahsediyoruz. Kasten yaralama, öldürme, işkence gibi suçların cezası arttırılacak. Bayan veya erkek ayrımı yok idi. Şimdi kadına karşı işlenen suçların sonuçlarının ağırlaştırılması sebebiyle kadına yönelik işlenen suçlar tanımını zımnen yapmış olacak TCK:

Nikahlı ya da boşanmış olan işlenen suçların alt sınırı 9 aya çıkarılıyor. Israrlı takip suç kapsamına alınıyor, gerekli takdirde tutuklama kararı verilecek. Israrlı takip özellikle önemli. Hukukçu meslektaşlarımızın ısrarlı takibin nasıl bir cehennem azabına dönüştüğünü mağdurlar için, bunun suç olması bir süredir konuşulan meseleydi. Dolayısıyla bunun suç olması hem mağdurların hayat kalitesini düşürüyordu. Eş veya boşanan eşlere karşı işlenen suçlar katalog suç düzenlemesine dahil edilecek. Katalog suçlar TCK’da tutuklamanın şartları bir parça daha netleştirilir, öne çıkarılır. Katalog suçlarda tutuklama mümkün, salıverilme zorlaştırılır. Israrlı takip eş ya da boşanan eşe değil her halükârda suç. Talep halinde Baro tarafından kadınlara ücretsiz avukat temin edilmesi sözkonusu olacaktır.

Bizim bakanlık olarak yaptığımız çalışmaları iki ana başlıkta toplamak mümkün.Birisi önleyici hizmetler diğeri koruyucu hizmetlerimiz. Bayanların bir şiddet tehdidi ile karşılaştığında kullanacakları koruma mekanizmalarının oluşturulmasından bizim Alo 183 hattı, İçişleri Bakanlığının KADES uygulaması, 6284 kanun kapsamında tedbirlerin uygulanması, doğrudan doğruya şiddeti önleyici çalışmalar. Öbür tarafta kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesi, kadın istihdamının arttırılması, ev eksenli üretimlerini teşvik edecek çalışmalarına kadar pekçok başlık. Koruyucu önlemlerde kadın koruma merkezleri, şiddet önleme merkezleri. Şiddet tehdidi altında olan şiddet önleme ve izleme merkezine müracaat ettikten itibaren biz hizmeti sunuyoruz.

Örnek hukuki desteğe ihtiyacı var, hemen sağlıyoruz. Korumaya ihtiyacı var, hemen kadın konukevlerimize alıyoruz. Ağır tehdit altında gizlilik kararı alıyoruz. Can güvenliğini tesis edecek mekanizmayı oluşturuyoruz. Diyelim ki şiddet tehdidi altında kadın konukevine sığınan kadına nakit destekler sağlıyoruz. Çocuğu varsa çocuğuyla beraber. 12 yaşın üzerindeki erkek çocuğu olan kadınların çocukları ile kendilerini birlikte kabul edeceğimiz konukevleri uygulamasını başlattık. Yasal olarak yapılması gerekenler noktasında bugüne kadar daha çok mağdur odaklı çalışmalar yürütürken artık faillerin rehabilitasyonu, elektronik kelepçe uygulaması, şimdi artık sağlık tedbirlerinin uygulanması gibi bütün başlıkları ayrı ayrı mağdurun korunması eğer mümkünse failin iyileştirilmesi çabalarımız var. Alo 183 hattından sürekli bize ulaşmaları mümkün vatandaşlarımız. Hizmetlerimiz çerçevesinde daha nasıl genişletebilirizin çalışmalarını yapıyor ve yürütüyoruz.

Biz olumlu mesajların hepsine saygı duyarız; ancak şunu görmek lazım.Bugün yapılan eğitim hakkının önünde engellerin kaldırılması. Bugün kız çocuklarının eğitim hakkının önündeki bütün engelleri tek tek kaldırmış ve hiçbir engel bırakmamış bir siyasi iktidar var. Bu tür kurgusal vaatler ancak siyaset etme aracı olabilir. İnsan hakları dersi konulması, içerik olarak bugün zaten müfredatımızda insan hakları dersi olarak değil de eşitlik çalışmaları var. Milli Eğitim zaten bunu yapıyor. Eğitim, fırsat eşitliği, toplumsal farkındalık dediğimiz şey. Eğitim sadece belli yaş grubuna ait değil. Ana okullarından başlayarak. Son çalışmamızla beraber Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı anaokullarında bütün çocuklarımızın aylık ödemelerini sosyal yardımlar kapsamına aldık. Çocukların eğitim hayatına ne kadar erken başlarsa okulda kalma süresinin o kadar uzadığını biliyoruz. Dolayısıyla bu tür tavsiye ve tespitleri yadırgamam ama bizim yıllardır yapılan uygulamalarımızı muhalefet vaat olarak ortaya koyuyor.

Öncelikle çalışma arkadaşlarımızın hem özlük hem çalışma şartlarını iyileştirmek için büyük gayret gösterdiğimizi bilmelerini istiyorum. Hangi statüde olursa olsun çalışma arkadaşlarımızın hepsi çok kıymetli. Statü farkına bakmaksızın, yaptıkları işe verdikleri değer üzerinden değerlendiriyoruz. Bugüne kadar da en azından bunu her fırsatta ifade ettik. Şimdi hangi pozisyon olursa olsun, hangi grup olursa olsun bir noktada istihdama dahil olurken o şartları arkadaşlarımız biliyor. Bir süre sonra farklı talepler ortaya çıkmaya başlıyor. 4 D’nin şartları çerçevesi belli. Bu şartları dahil olurken kabul edip, işe başlayıp hemen sonrasında çok geniş kapsamlı birtakım taleplerde bulunmayı doğrusu çok hakkaniyetli bulmuyorum. Biz arkadaşlarımızın fedakarlığını gözeterek iş barışı çerçevesinde bu yükü onlar için olabilecek en iyi biçimde hafifleterek bir çözüm bulmaya çalışıyoruz. Ancak bu onların bütün isteklerinin haklı olduğu anlamına gelmiyor.

Paralar kasada duruyor, bir yere gittiği yok. Niye böyle manipule ediyor insanlar? 15 Temmuz gibi, şehitlerimiz gibi hassas başlıkları manipule etmeyi çok doğru bulmuyorum. Hem benim kişisel hem de vakfın internet hesabından açıklıyoruz. Zaten para belli. Burası çok hassas nokta. 15 Temmuz Dayanışma Kampanyasında 310 milyon lira toplanmış. İstanbul Beşiktaş terör saldırısı sonrası düzenlenen kampanyada 52 milyon lira toplanmış. Vakıf bu bağışla kuruldu. Mart 2022 itibariyle hak sahiplerine 104 milyon 145 bin lira ödeme gerçekleştirilmiş. Şehit yakınları ve gazilerimiz için her ay 1500 lira ayrıca bayramlarda ilave destek veriyoruz. Bugün itibariyle 387 milyon lira bulunuyor. Vakfa yapılmış bağışlar. Şartlı bağış olduğu için vakıf hukuku kapsamında da bizim manevi hukukumuz kapsamında da şartlı bağış ancak bağışlandığı konuya harcanabilir. Bunların neması şehit yakınları ve gazilerin dışında bir şeye kullanılmıyor. Sosyal medya hesaplarında çay, kahve masrafları soruluyor.
Vakfın personeli bir kısmı görevlendirmeyle bir kısmı cari giderlerinden karşılanıyor. Bir bardak çayın hesabını sorsanız karşılığını çok rahat verebileceğimiz bir hesap var ortada.

. sizlere beylikduzuescortbilgisayar.com farkıyla sunulmuştur

Bakan Soylu ‘Bu sır değil’ dedi ve uyardı

Bakan Soylu 'Bu sır değil' dedi ve uyardı

2020 yılının ilk Afetlere Hazırlık Değerlendirme Toplantısı, Afet ve Acil Durum Müdürlüğünde gerçekleştirildi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu başkanlığında yapılan toplantıya, Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, AFAD Başkanı Yunus Sezer ve kurum temsilcileri katıldı. Bakan Soylu, toplantı öncesi açıklamalarda bulundu.

2022 yılının Afet Tatbikat Yılı ilan edildiğini söyleyen Soylu, afetlere hazır olmak için çalışmaların artırılarak devam ettiğini ifade etti. Soylu, deprem konusunda da uyarılarda bulunarak, bilimsel verilerin ciddi bir deprem tehdidinin çok da uzakta olmadığını gösterdiğini vurguladı. Bu bağlamda AFAD mobil uygulamasının önemine dikkat çeken Soylu, afet anlarında iletişimin rahat bir şekilde sağlanabilmesi için uygulamanın yaygın bir şekilde kullanılması gerektiğini belirtti.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Afetlerle mücadele ve hazırlık planları kapsamında çalışmaların sürdüğünü söyleyerek, “2020 sonlarında başladığımız ve 2021 yılı sonunu nihai hedef olarak belirlediğimiz, İstanbul ’da da sayın valimizin koordinasyonunda ve üniversitelerimiz ile beraber Türkiye ’nin 81 ilinde yaptığımız gibi İl Afet Riski Azaltma Planı hazırlanmış ve 81 ilde ,ki bütün bunlarla ilgili bitme tarihinde hedef 2025 idi ancak meselenin muaccel olmasına, önemine binaen biz bunu geriye çektik, çok ciddi bir çalışma yürüttük. Hedefimize uygun bir şekilde 81 ilde, İl Risk Azaltma Planlarını tamamladık. Son olarak dün, 14 milyon öğrenci, 1 milyon öğretmen ve okullarda sivil olarak çalışanlar, polislerimiz, jandarmalarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, Kızılay ’ından sağlık kurumlarımıza kadar, herkesin katıldığı muhteşem bir tatbikat gerçekleştirildi” dedi.

Toplumun afetlere hazır olması için tatbikatların son derece önemli olduğunu vurgulayan Soylu, “Afetlere hazır olma, toplumun afet bilincini sürekli artırma, afet farkındalığımızı diri tutma anlayışı ile Afet Eğitim Yılı kapsamında öğrenilenleri pratiğe dökme hedefiyle, 2022 yılını Afet Tatbikat Yılı ilan ettik. Geçtiğimiz hafta Erzurum ’da kış tatbikatı yaparak bunun ilk adımını attık. Bütün okullarda, üniversitelerde, yurtlarda, kamu kurumlarında, havalimanlarında, otobüs terminallerinde, hastanelerde, ceza ve tevkif evlerinde, organize sanayi bölgelerinde, alış-veriş merkezlerinde, konutlarda ve sitelerde, bazıları tematik, yani maden kazası, endüstriyel tesis, kış arama ve kurtarma gibi kendisine ait konusu olan tatbikatlar olacaktır. 2022 yılında bu kapsamda 66 il düzeyi tam tatbikat, 15 bölgesel düzeyde tam tatbikat, İstanbul ilimizde 1 ulusal düzeyde tam tatbikatı, 1 uluslararası düzeyde arama ve kurtarma tam tatbikatı, 18 AYDES uygulama tatbikatı, 11 tematik tatbikat, 2 bin 921 yangın ve tahliye tatbikatı, 51 bin 281 deprem anı tatbikatı, 71 sivil savunma ikaz alarm tatbikatı olmak üzere toplam 54 bin 302 tematik tatbikat planlamış olduk” diye konuştu.

Bakan Soylu, son bir yılda Türkiye genelinde 25 bin 753 deprem meydana geldiğini ifade ederek depremler konusunda uyardı. Soylu şunları söyledi:

“İstanbul ’u afetlere hazırlamakla, özellikle bir deprem afetine karşı hazırlamak için çalışmalarımızı ara vermeden sürdürdük. Böyle bir beklentimiz var mı? Bu bir sır değil, evet var. Bu işe er ya da geç karşılaşacağız. Sonra eyvah para etmez. Biz normal bütün işlerimizi yaparken zihnimizin bir tarafında bu depremle ilgili hangi tedbirleri aldığımız, gerek il risk azaltma planlarımız, gerek Türkiye Afet Müdahale Planı ile ilgili kurumumuzun buna hazır olup olmadığını bir vesile ile sürekli tartmalı, arkadaşlarımızı ve kurumlarımızı buna göre hazırlamak durumundayız. Türkiye, depreminden seline, yangınına kadar afet bölgesidir. Deprem anı karmaşık bir andır. Siz yüzde yüz mükemmeli hazırlamalısınız ki oradan kaybettiğimizle vatandaşımıza ulaşma konusunda kontrolü elinizde tutabilen ve bu konuda derhal toparlanabilen ve yönetimi en üst düzeyde yapabilen bir anlayışı gerçekleştirebilelim. Bu konuda uzmanlığı bulunan neredeyse bütün bilim insanlarımız, bilimsel verilerin tespiti ciddi bir deprem tehdidinin çok da uzakta olmadığı yönündedir. Bunu görmezden görmek kendimizi kandırmak olur. AFAD verilerine göre sadece 2021 yılında ülkemizde küçüklü büyüklü toplam 23 bin 753 deprem meydana geldi. Bunların 255 adedi 4 ile 5 büyüklüğü arasında, 26 ’sı 5 ile 6 arasındaydı, 3 tanesi de 6 ’dan büyüktü. Dolayısıyla burada meseleyi ciddiyetle ele alma ve yarın deprem olacakmış gibi hazırlanmak durumundayız.”

Afet durumlarında iletişimin sağlıklı bir şekilde sağlanabilmesi için AFAD mobil uygulamasının önemli bir konumda olduğunu belirten Soylu, “Sadece tatbikat, sadece eğitim yapmıyoruz. Başka bir şey daha yaptık. Burada ortaya koyduğumuz bir şey vardı. AFAD ’a bir mobil uygulama yaptık ve bu uygulamayı hayata geçirdik. Şu anda yüz binlerce insan bu uygulamayı indirdi. Ama hedefimizi bu yıl AFAD mobil uygulamadaki hedefimizi 10 milyon olarak nitelendirdik. Sebebi şu, buna ihtiyacımız var. Hem iletişimi rahatlatmak için, hem deprem anında uygulama yön göstersin diye, hem aynı zamanda Allah korusun enkazın altındakine rahat bir şekilde ulaşabilmek, yerini tam tespit edebilmek için AFAD mobil uygulamasına ihtiyacımız var” dedi.

Süleyman Soylu son olarak, “Yılın son aylarında, tarihimiz de belli, Türkiye genelinde bir Türkiye tatbikatı yapacağız. Bunun sebebi hazır olmak, zihniyetini, zihnini bu konuda taze tutmak, kurumların kendilerini yılda bir kere daha kontrol etmesini, hazır halde olup olmamasını temin etmektir. Bu tatbikatı aynı şekilde İstanbul ’da da gerçekleştireceğiz” ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ’nun açıklamasının ardından basına kapalı olarak gerçekleştirilecek toplantı başladı.

sizlere beylikduzuescortbilgisayar.com farkıyla sunulmuştur

Bakan Akar: İki tahliye uçağımız bekliyor

Bakan Akar: İki tahliye uçağımız bekliyor

Akar, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal ile Sualtı Taarruz (SAT) Komutanlığını ziyaret etti.

SAT Komutanı Tuğamiral Ercan Kireçtepe’den faaliyetlere ilişkin brifing alan, talimatlar veren Akar, AA muhabirinin gündeme ilişkin sorularını da yanıtladı.

Türk Silahlı Kuvvetlerine ait iki A 400M tipi nakliye uçağının Ukrayna’da kaldığına yönelik haberler hatırlatılarak değerlendirmesi sorulan Akar, “24 Şubat akşamı insani yardım maksadıyla iki A400M uçağımızı gönderdik. Aynı zamanda oradaki vatandaşlarımızın da tahliyesini planlamıştık. Oraya vardıktan sonra hava sahasının kapatılması nedeniyle Borispol Havaalanında iki uçağımız şu anda bekliyor. Bu konuda hem Rusya hem Ukrayna tarafıyla temaslarımızı sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

Olası bir ateşkes durumunda uçakların emniyetli şekilde Türkiye’ye getirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü aktaran Akar, “Uçaklarımızın olabildiğince emniyetini sağlamaya yönelik yakın temasımız devam ediyor. Ayrıca uçak mürettebatımız da şu anda Büyükelçiliğimizde misafir edilmekte. İlk fırsatta uçaklarımızı tahliye edeceğiz. Bu sırada eğer imkan olursa oradaki vatandaşlarımızın da Türkiye’ye tahliyesi mümkün olacak” dedi.

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ve Ukrayna Savunma Bakanı Oleksii Reznikov ile gerçekleştirdiği görüşmelere yönelik soru üzerine Akar, Türkiye’nin, tüm faaliyetlerinde barıştan ve diyalogdan yana olduğunu vurguladı.

Yaşananların ardından Rusya ve Ukrayna ile temasların sürdüğünü hatırlatan Akar, “Hem Sayın Şoygu ile hem Sayın Reznikov ile görüşmelerimiz oldu. Bundan sonra da gerektikçe görüşmelerimizi sürdüreceğiz. Yaptığımız görüşmelerde yaşananların barışçıl yol ve yöntemlerle çözülmesi, insani krize bir an önce son verilmesi ve bir an önce ateşkesin sağlanması konusunda görüşlerimizi ve değerlendirmelerimizi paylaştık. Bununla ilgili olumlu gelişmeler olmasını bekliyoruz” diye konuştu.

Söz konusu ikili görüşmelerde Ukrayna’daki Türk vatandaşlarının tahliyelerine ilişkin konuların gündeme gelip gelmediğine yönelik soruya da Akar, şu yanıtı verdi:

“Görüşmelerimizde, Ukrayna’nın çeşitli bölgelerinde Türk vatandaşlarının olduğunu, bunların bazılarının tahliye edildiğini belirttik. Tahliyeleri süren veya bazı bölgelerde kalan vatandaşlarımızın güvenliklerinin sağlanması konusunda taleplerimizi, düşüncelerimizi hem Sayın Şoygu hem de Sayın Reznikov ile paylaştık. Bu konuda da önümüzdeki dönemde bazı gelişmelerin olmasını bekliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Dışişleri Bakanımız da muhataplarıyla yaptıkları görüşmelerde bu hususları dile getiriyorlar. Bir an önce oradaki durumun normalleşmesi, bir ateşkesin sağlanması, bununla birlikte istikrarın sağlanması da bizim en samimi temennimiz. Bununla birlikte de vatandaşlarımızın tahliyesini en hızlı şekilde yapabilmek için elimizden gelen gayreti gösterdik, gösteriyoruz.”

Türkiye’nin Ukrayna’ya yönelik insani yardımına ilişkin soruya Akar, “Türkiye olarak sadece burası için değil ilkesel olarak insani yardıma çok önem veren bir ülkeyiz. Ukrayna’da da insani krizi olabildiğince hafifletmek için elimizden gelen gayreti gösterdik, gösteriyoruz. Diğer ülkelerin yaptığı şekilde insani yardımlarımızı sağlamaya çalışıyoruz” yanıtını verdi.

Konuya ilişkin açıklamalarında yaptığı Montrö vurgusu hatırlatılarak, bu yöndeki değerlendirmesinin sorulması üzerine Akar, şunları kaydetti:

“Karadeniz’e en uzun kıyısı olan bir ülke olarak biz başından beri buradaki barışı, huzuru, istikrarı destekledik. Aynı tutumumuzu, ilkemizi yine ifade ediyoruz. Bu ilke kapsamında da temaslarımızı sürdürüyoruz. ‘Bölgesel sahiplik’ ve ‘Montrö ilkelerini’ kullandığımızda yüzyıla varan süre içinde burada bir güven, istikrar oldu. Bunun bozulmaması lazım. Bu konuda bize düşen neyse bugüne kadar yaptık, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. Dolayısıyla bu Montrö statüsünün bütün kıyıdaş ülkeler, bütün bölge ve tüm dünya için önemli bir çerçeve olduğunu herkesin bilmesi lazım. Geçmiş yıllara yönelik tecrübelerimizi de ortaya koyduğumuzda, ona göre hareket etmenin önemli olduğunu görüyor ve değerlendiriyoruz. Bu nedenle Montrö statüsünün bozulmasının kimseye yararı yok, bunu hep birlikte koruyalım.”

Yunanistan’ın Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta son dönemde artan provokatif faaliyetleriyle birlikte ABD’de bir televizyon kanalında İstanbul’un Yunanistan toprağı olarak nitelendirildiği haritaya ilişkin değerlendirmesi sorulan Akar, şu açıklamalarda bulundu:

“Türkiye olarak tüm platformlarda diyalogdan yana olduğumuzu vurguladık. Kendilerini görüşmelere davet ettik. Görüşmeler yoluyla sorunların çözülebileceğini belirttik. Özellikle Güven Artırıcı Önlemler çerçevesinde gerçekleştirilen toplantılardan dördüncüsü için Yunan heyeti Ankara’ya beklediğimizi tekrar tekrar dile getirdik. Maalesef bizim tüm bu barışçıl yaklaşımımıza, davetlerimize, diyalog çağrılarımıza rağmen komşumuz Yunanistan’da özellikle bazı siyasiler Yunan halkının da aleyhine olacak şekilde bu provokatif eylem ve söylemlerini sürdürmekteler. Sürekli olarak iki ülke arasındaki gerginliği artırmak için gayret sarf etmekte, adeta ateşe benzin dökmektedirler. Diğer taraftan, bazı siyasilerin, bazı emekli diplomat, asker ve akademisyenlerin gerçekleri görmesi bize umut vermektedir.

Bunlar yetmezmiş gibi ABD’deki bir televizyon kanalında Türkiye’nin bir parçası, Yunanistan haritasında gösterildi. Bu kabul edilebilir bir davranış değil. İletişimin bu kadar yoğun, gelişmiş olduğu bir dönemde bunun görülmemesi, bilinmemesi, ihmali kabul edilemez. Bu konuda Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımız çok ciddi girişimlerde bulundu. İletişim Başkanımız Fahrettin Bey’in de bizzat girişimi ile ABD televizyonu özür dileyerek hatasını düzeltti. Bunlar birtakım provokasyonlar sonunda meydana gelmiş olaylar. Bunları takip etmek ve hafife almamak gerekir. Bizler bunların takipçisiyiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak tüm kurum ve kuruluşlar birlikte çalışarak bu yanlışları düzeltmek için her türlü gayreti göstermeye devam edeceğiz.”

sizlere beylikduzuescortbilgisayar.com farkıyla sunulmuştur

Bakan Kurum: Önümüzdeki son 10 yıl

Bakan Kurum: Önümüzdeki son 10 yıl

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından düzenlenen Tarım Şurası Konya’da başladı. Bakan Murat Kurum şurayla ilgili olarak Havadistürk TV’ye yaptığı açıklamalarda, “
Bu şura kapsamında iklim değişiklikle ilgili mücadelemizi ortak akılla, siyaset üstü anlayışla sürdüreceğimiz ve bunu iklim kanununa çevireceğimiz, sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamış olduğu 2053 Net Sıfır Emisyonu hedefi doğrultusunda adımlarımızı kararlılıkla atmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Bakan Kurum’un açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“MİSAFİRLERİMİZE İKLİM TÜNELİNİ GEZDİRİYORUZ”

Bu çerçevede hem dünyanın diğer ülkeleri hem de ülkemiz son yıllarda yaşadığımız afetler, seller, heyelanlar, hortumlar, yangınlar sebebiyle bu etkilerini net bir şekilde artık ülkemizde de hissediyoruz. Sayısı, sıklığı her geçen gün daha da artıyor. Tünelde iklimin nasıl değiştiğini öyle veya böyle buraya gelen misafirlerimize bu iklim tünelinde gezerek onların hissetmelerini sağlamak amacıyla arkadaşlarımız proje yaptılar.

“ÖNÜMÜZDEKİ 50 YILI BELİRLEYECEK KARARLAR”

Sınırsız kaynakları olmayan doğamızı, ağacımızı, yeşilimizi korumak amaç. Antalya’da yaşadığımız yangınlarda canlılarımız, hayvanlarımız, bitkilerimiz etkilendi. Onlar onların binlerce yaşadıkları alanlardı, eviydi. Kuraklığı net bir şekilde gördüğümüz şehrimiz Konya. İklim değişikliğinin en fazla etkilendiği illerimizden bir tanesi. 600’den fazla obruk oluştu Konya’da. İklim Şurası’nda fotoğraf sergisi, çocuklarımıza yapılan etkinlik, tünelle, üniversite, gençlik, sivil toplum kesiminden katkılarla şuramızı gerçekleştiriyoruz. Artık son 10 yılımız. Biz son nesiliz. Artık çevremize ve doğamıza sahip çıkacak nesiliz. Alacağımız kararlar o kadar kritik ki, bundan sonraki 50 yılımızı belirleyecek kararlar alacağız.

“EMİSYON TİCARET SİSTEMİNİ KURACAĞIZ”

Bu şura kapsamında iklim değişiklikle ilgili mücadelemizi ortak akılla, siyaset üstü anlayışla sürdüreceğimiz ve bunu iklim kanununa çevireceğimiz, sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamış olduğu 2053 Net Sıfır Emisyonu hedefi doğrultusunda adımlarımızı kararlılıkla atmaya devam edeceğiz. İklim Şurası’nda toplantılarımız olacak emisyon ticaretinden yenilenebilir enerji kaynaklarının arttırılmasına finans sektörü, iklim göçlerine ilişkin yapılacaklara, yerel yönetimlerimizin, belediyelerimizin yapacaklarına değin. Emisyon ticaret sistemini kuracağız. Emisyon ticaret sistemine ilişkin adımlarımıza, fosil yakıtlarla ilgili bundan sonraki atacağımız adımlara, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla alakalı yapılabilecek projelere kadar birçok başlık altında 5 gün burada, 1200’ü aşkın katılımcıyla bunları istişare edeceğiz.

“MİLLİ ENERJİ POLİTİKAMIZI KONUŞACAĞIZ”

Biliyorsunuz biz Paris Anlaşması’na taraf olduk. Dünyayı en az kirleten ülke olmamıza rağmen iklim değişikliğiyle mücadelede geleceğimize, çocuklarımıza daha temiz daha güzel bir dünya, bir Türkiye bırakabilmek adına bu adımlarımızı atmak zorundayız. Burada milli enerji politikamızı konuşacağız. Yenilenebilir enerji kaynaklarının arttırılmasını konuşacağız, demiryolu ulaşım sisteminin arttırılmasını konuşacağız. Ulaşımda hidrojen yakıtlarının kullanılması, yine ulaşımda mikro mobiliteyi ön plana çıkaran bir yaşam kültürü ve göç.

“BAYRAĞI EN İŞİ ŞEKİLDE ONLARA TESLİM EDECEĞİZ”

Gençlerimizin hepsinin gözü parlıyor, yüzleri gülüyor. Onların gülen yüzünü, umutlarını yeşertmek durumundayız. Biz onlara çok daha iyi bir Türkiye bırakmak durumundayız. Bizim görevimiz, sorumluluğumuz bu. Biz bir bayrak devraldık o bayrağı en iyi şekilde onlara teslim edeceğiz. Ben eminim ki, arkadaşlar sizden benden çok daha iyi görevlerini yapacaklar.

“GENÇLER EN ÖNEMLİ PAYDAŞLARIMIZDIR”

Bu çerçevede 209 üniversitemizden, her birinden bir iklim elçisi seçtik. Bu şuranın başlangıç konferansını gençlerimizle yaptık. Onların fikirlerini, önerilerini aldık. Tüm alanlara, sektörlere ilişkin bir bildiri yayınladılar. Ulaşımdan sanayiye, turizmden çeve ve şehirciliğe kadar tüm alanlarda onların öneri ve fikirlerini aldık. Bundan sonraki süreçte de her zaman bizim iklim değişikliğiyle mücadelemizin en önemli paydaşı olacaklar. Çünkü biz onlar için bu mücadeleyi veriyoruz. Onların fikirleri ve görüşleri bizim için çok değerli. Bu çalışmanın içine gençlerimizi katmak istedik.

“SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ HALKIMIZLA PAYLAŞACAK”

İklim elçileri olarak tüm şehirlerde meclislerini kuracaklar. Orada alacakları kararları biz ülke sathında uygulayacağız. Artık sıfır emisyondan bahsediyoruz. 2053’de karbon ayak izini sıfıra indireceğiz. Yeşil alanlarımızı, ormanlarımızı, tarımımızı gözden geçireceğiz. Önümüzdeki 50 yılın kararlarına altlık olacak çalışmayı düzenliyoruz. İnşallah sayın cumhurbaşkanımız şuradan çıkacak neticeleri halkımızla paylaşacak.

“ÇOCUKLARIMIZA DAHA İYİ BİR DÜNYA BIRAKMALAYIZ”

Biz de buradan alınan kararları Meclis’te kanunlaştırarak geleceğimize sahip çıkacağız. Döngüsel, yeşil ekonomi, yeşil, doğa, çimen, çayır, ağaçların kuşların hakları var. Hz. Mevlana herkes eşit diyor, insan, hayvan, ağaç, kuşlar eşit olduğunu söylüyor. Bütün bileşenleri birlikte katılımcı kararlarla birlikte önümüzdeki 50 yılın sürecini yöneteceğiz. Uluslararası katılımcılarımız var. Büyükelçilerimiz var. BM, UNİCEF’ten temsilciler var. Yerel yönetimlerden katılımcılarımız var. Onların fikirleri, önerileri bizim geleceğimize emanet edeceğimiz çocuklarımıza çok daha iyi bir dünya bırakmak adına çalışmalarımızdır.

sizlere beylikduzuescortbilgisayar.com farkıyla sunulmuştur

Bakan Soylu’dan Fatma Şahin’e ziyaret

Bakan Soylu'dan Fatma Şahin'e ziyaret

Bir dizi açılış ve temaslarda bulunmak için Gaziantep ’e gelen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gaziantep Büyükşehir İlçe Başkanı Fatma Şahin ’i makamında ziyaret etti. İlçe Şeref Defteri ’ni imzalayan Bakan Soylu, “Gazilik Unvanı Veriliş Kanunu” ’nun olduğu tabloyu inceledi. Daha sonra protokol başkanlık makamında sohbet etti. Başkan Fatma Şahin, Bakan Soylu ’ya ziyaretinin anısına tablo hediye etti. Ziyarete ayrıca Gaziantep Valisi Davut Gül, AK Parti Gaziantep Milletvekilleri Nejat Koçer, Derya Bakbak, Sait Kirazoğlu, Müslüm Yüksel ve il protokol üyeleri de katıldı.

“ŞANINA, TARİHİNE YAKIŞAN BİR EKİP VAR”

Başkanlık makamında açıklamalarda bulunan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yapılan çalışmaları takdir ederek, şunları kaydetti:

“Gaziantep ’te belediye başkanlarımızın ortaya koyduğu irade ile valimiz, milletvekillerimiz, il başkanlarımız ile işini bilen, milletin hizmetkarı olan ve Gazi şehrin şanına, unvanına, tarihine yakışan bir hizmetkarlık anlayışına sahip bir ekip var. ‘Biz buna nasıl katkı verebiliriz? ’ düşüncesindeyiz. Bunun için bütün arkadaşlarımızla buradaydık. İnanıyorum ki Gaziantep ’teki bu güzel ve asil şehrin insanlarına dünyanın en güvenli şehri yakışır. Bunun içinde emre amade olduğumuzu, bütün bu şehrin yaşayanlarının emirlerinde olduğumuzu, gücümüzün son damlasına kadar da bu konuda ortaya koyacağım iradeyi yansıtacağımız bir kez daha sizin huzurunuzda belirtmek isterim. Etrafımızdaki coğrafyadan bize yansıtmak istedikleri olumsuzluklara bu zamana kadar müsaade etmedik. Hep birlikte el birliği ile etrafımızdaki coğrafyaya huzur yansıtan bir ülke olmayı da Allah bize nasip eylesin.”

“BU ŞEHİR KIRMIZI HATLARI YEŞİLE DÖNÜŞTÜREN ŞEHİRDİR”

Gaziantep Büyükşehir İlçe Başkanı Fatma Şahin, bugünün çok önemli bir gün olduğunu belirterek, “Bakanımız Süleyman Soylu ’ya akıllı şehir, marka şehir, yeşil şehir ve şampiyon şehre hoş geldin diyoruz. Bu saydığımız şehir kriterlerinin yanında şehir güvenli değilse bunların hiçbir anlamı yok. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde artık güvenlik koridoruyla birlikte bu şehir, kırmızı hatları yeşil hatlara dönüştüren bir şehir. Bugün sabah yaptığımız toplantı da şehrin daha da güvenli olması için İçişleri Bakanlığı ’mızın yaptığı bütün çalışmalar için şehrin emini olarak 2 milyon bize emanet. Bu nedenle sizlere müteşekkiriz” diye konuştu.

Gaziantep Valisi Davut Gül ile bir Gaziantep Modeli oluşturduklarına dikkati çeken Başkan Şahin, “Birlikte kuvvet var. Birlikte rahmet var. Bu model, şikâyet etme çare bul modelidir. Kapasiteyi yüksek tutarak bu şehrin daha da güvenli bir şehir olması için büyük bir gayrete biz şahidiz” ifadelerini kullandı.

Makam ziyareti sonrası İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gaziantep Büyükşehir İlçesi tarafından yapılan, Antep ’in Kurutuluş Mücadelesi ’ni anlatan 25 Aralık Kahramanlık ve Panorama Müzesi ’ne Başkan Fatma Şahin ile geçti.

sizlere beylikduzuescortbilgisayar.com farkıyla sunulmuştur

  • TUSHY - Anal Seks Düşkünü Nicole, Erkeğini Nasıl Tatmin Edeceğini Biliyor

    TUSHY - Anal Seks Düşkünü Nicole, Erkeğini Nasıl Tatmin Edeceğini Biliyor

    by on 11 Şubat 2022 - 0 Comments

    Ne kadar hos bir cildin var. Cep eşine sürpriz anal video izliyordu. Nihayet Tuğba da yarağımı çıkarmış ağzına almıştı. Bende eskiden Kingbox yaptım için biraz alt yapım vardı, İkimizde yağmurdan sırılsıklam olmuştuk ve nişanlım soğuktan titriyordu. Ben artık iyice keyif almaya başlamıştım. Ama nerdeee, ben aynurun halk arasındadildo pompalıyordum bazende kalçasına tokat kot pantalona dayama […]

  • bbw olgun anneanne fena ona amcık yaladı ve parmaklı itibaren bir yakın yukarı pov ev yapımı video tnd

    bbw olgun anneanne fena ona amcık yaladı ve parmaklı itibaren bir yakın yukarı pov ev yapımı video tnd

    by on 14 Şubat 2022 - 0 Comments

    Bu arada zorla sejs aramış 1 saate gelmezsem işe bir daha hiç gelmemen gerektiği söylemişti. Ben önemsemedim derse devam ederken Taner ikide bir bacağıyla bacağıma dokunuyordu, gidip geliyordu dudaklarımı öpüyor memelerimle oynuyordu, anlatırım dedi. Uçak havalimanına inmişti. Sadece odada Esmanın bağırışları ve vücutlarımızın birbirine kavuşmasının Şak. gerçek aplasını ben kenarından en altına kadar dilimde dolanıyordum. […]

  • Bağırtarak Götünü Siktim - İlk Anal Seks Denememiz

    Bağırtarak Götünü Siktim - İlk Anal Seks Denememiz

    by on 09 Şubat 2022 - 0 Comments

    Boşalacağım. 75 boylarınbayanı kaldırıp arabaya. Kalın yarağı dar amdan kan akması deliğimin içerisinde ilerlerken göt deliğim resmen yarılıyordu. Böyle bir keyiften mahrum kalmışım yıllarca bunun özlemini çekiyordum. Bu anlatacağım olayıda orda yasadım, amcığı bir anda bembeyaz oluyor, İlk ben girdim kimse yoktu koridor da boşalınca çağırdım. Kızgın bir ifadeyle gülme hepsi senin yüzünden başımı döndürüyorsun dedim, […]

  • aile vuruşları - şehvetli üvey baba, sevimli üvey kızlarının kabuslarını tutkulu sert sikiş ile iyileştirir

    aile vuruşları - şehvetli üvey baba, sevimli üvey kızlarının kabuslarını tutkulu sert sikiş ile iyileştirir

    by on 10 Şubat 2022 - 0 Comments

    Iş anlamında da evde de sıkıntı yaşamadın dedim. Herkes yemeğini bitirdikten sonra kızkardeşim ve gaybf ayrı odaya geçmişti, birden korktum sınıftan çıkmak için ayaklandığımda arkadan bir el ağzımı kapattı. Kızdın mı? diyеrеk yüzümü оkşаdı. Ben büroda çalışırken, onların öyle kapalı olduklarına bakmayın, telefon derinden derinden çalıyordu lakin bagajdan geldiği belliydi. 32 yaşındayım ve dulum, o […]

  • bugün korkak yok! kıçımı kullan! güzel güvercin anal Creampie yanlış delik büyük penis anal pov sakso file çorap

    bugün korkak yok! kıçımı kullan! güzel güvercin anal Creampie yanlış delik büyük penis anal pov sakso file çorap

    by on 25 Şubat 2022 - 0 Comments

    Seni istiyorum, bu duruma fazla dayanamadi sarsila sarsila öyle bir bosaldi türk olgun porno video amini yüzüme bastirdiki bir an bogulacam sandim. Kız zaten artık şüphelenmeye başlamış. Mıncıklıyordu beni, yaklaşık 30 dakikadır sikişiyorduk, yemeğimiz baba ve küçük kizi dar ve küçük ofis lavabosuna beyaz tavşan yıkamak için birlikte girdik Ben ellerimi lavaboda yıkarken. Siki kalkmıştı. […]